1- Şüphe yok ki biz onu (o Kur’ân’ı), Kadir Gecesinde indirdik.
2- Kadir Gecesinin ne olduğunu (onun kıymetini) sana ne bildirdi?
3- Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler ve Ruh (Cebrâîl), onda (o gecede) Rablerinin izniyle her bir iş için peyderpey iner(ler).
5- O (gece), fecrin doğuşuna (gün ağarana) kadar selâmettir.
Vecize
Şu mübârek şehr-i Ramazan, Leyle-i Kadr’i ihâta ettiği için, kendisi de ömür içinde bir Leyle-i Kadir’dir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâkîdir.
(Barla Lâhikası, s, 103)
Vecize
Ramazân-ı Şerîf, bu fânî dünyada, fânî ömür içinde ve kısa bir hayatta, bâkî bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır.
(Mektubât-2, s, 26)
Vecize
“Yârân istersen Kur’ân yeter.”
(Mektûbat-1, s, 214)
Vecize
(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanlara doğru yolu göstermek ve hidâyet ile furkandan (hak ile bâtılı ayıran hükümlerden) apaçık deliller olmak üzere, Kur’ân onda indirilmiştir.
(Sûre-i Bakara, 185)
Vecize
Ramazân-ı Şerîf’deki oruc, hakîkî ve hâlis, azametli ve umûmî bir şükrün anahtarıdır.
(Mektûbat-2, s, 20)
Vecize
Padişahtan tâ en fukarâya kadar herkes, Ramazân-ı Şerîf’de o ni‘metlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü manevîye mazhar olur.
(Mektûbat-2, s, 20)
Vecize
Bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir.
(Mektûbat-2, s, 26)
Vecize
Ramazân-ı Şerîf’de sevâb-ı amâl, bire bindir.
(Mektûbat-2, s, 25)
Vecize
Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün ilacı oruçdur.
(Mektûbat-2, s, 28)
Vecizze
İftâr vaktinde o kuru ekmek, bir mü’minin nazarında çok kıymetdar bir ni‘met-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehâdet eder.
(Mektûbat-2, s, 20)
Vecize
Ramazân-ı Şerîf’deki oruc, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cebhesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir.
(Mektûbat-2, s, 29)
Vecize
Ramazân-ı Şerîf’de en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, memlûktür. Hür değil, abddir.
(Mektûbat-2, s, 22)
Vecize
Risâle-i Nûr, hakîkat-i Kur’ân ve mirâc-ı îmândır.
(Emirdağ Lâhikası-3, s, 41)
Vecize
Konuşan yalnız hakîkattir.
(Emirdağ Lâhikası-4, s, 291)
Vecize
Biz ancak Allah’ı ve rızâsını istiyoruz.
(Şua'lar-1, s, 446)
Vecize
“Her kim olursan ol, bak, gör. Yalnız gözünü aç, hakîkati müşâhede et. Saadet-i ebediyenin anahtarı olan îmânını kurtar.”
(Kastamonu Lâhikası, s, 16)
Vecize
Ah Üstâdım, ne vardı, insanlar ya göründüğü gibi olsa, yahud olduğu gibi görünseler idi!
(Barla Lâhikası, s, 333)
Vecize
Rabbim! Sana duâ etmek ile hiçbir zaman mahrûm olmadım.
(Sûre-i Meryem, 4)
Vecize
Ecel mukadderdir, tagayyür etmez.
(Lem'alar, s, 387)
Vecize
Bu yirmi senede kırk bayramımı münzevî, yalnız geçirdim.
(Emirdağ Lâhikası-1, s, 155)
Vecize
Cenâb-ı Hakk sizi muvaffak etsin, fütûr vermesin, şevkinizi artırsın.
(Barla Lâhikası, s, 114)
Vecize
İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş.
(Sözler, s, 120)
Vecize
Nûrlar’ın esası ve hedefi, îmân-ı tahkîkî ve hakîkat-i Kur’âniyedir.
(Şua'lar-2, s, 370)
Vecize
Samîmiyetin dahi kerâmeti vardır.
(Barla Lâhikası, s, 8)
Vecize
Ey nefis!
Seni tutup düşmekten muhâfaza eden Zât-ı Kayyûm’a dayan.
(Mesnevî-i Nûriye, s, 175)
Vecize
Yemîn olsun (Allah yolunda) harıl harıl koşanlara!
(Sûre-i Âdiyât, 1)
Vecize
San'atlı bir eser, san'atkârı îcâb eder.
(Mektûbat-2, s, 369)
Vecize
Bazen bir tek kelime sebeb-i necât ve medâr-ı rızâ olur.
(Lem’alar, s, 159)
Vecize
Elli senelik bir ma‘nevî ibâdet ömrünü ehl-i îmâna kazandırabilen Leyle-i Berâet’inizi ruh u canımızla tebrîk ederiz.
(Şua'lar-2, s, 565)
Vecize
Cenâb-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın câzibedâr fitnesinden kurtarsın. Ve muhâfaza eylesin. Âmîn!
(Gençlik Rehberi, s, 21)
Veicze
Nimet şükrü görmezse, gider.
(Mesnevî-i Nûriye, s, 96)
Vecize
Her derdini bilir; ve bilerek inâyetiyle imdâdına yetişir bir Alîm ve Rahîm var.
Hudûdsuz şükürler, nihâyetsiz medh ü senâlar olsun ol Zât-ı Zü’l-Celâl’e ki, bizleri cehl-i mutlak derelerinden isyân ve küfrân bataklıklarından lütuf ve keremiyle çıkarıp, gözleri kamaştıran en parlak bir nûra talebe etmiştir.
(Emirdağ Lâhikası-1, s, 146)
Vecize
O'na elini atan ve yapışan, necât bulur.
(Asâ-yı Mûsâ, s, 79)
Vecize
Lütf u kahrı şey-i vâhid bilmeyen çekti azâb * Ol azâbdan kurtulup sultân olan anlar bizi.
Niyâzî-i Mısrî (Emirdağ Lâhikası-1, s, 198)
Vecize
Duânın te’sîri azîmdir. Hususan duâ külliyet kesb ederek devam etse, netice vermesi gālibdir. Belki dâimîdir.