
Sen, çendân nefsin ve sûretin i‘tibâriyle hiç hükmündesin. Fakat vazîfe ve mertebe noktasında sen, şu haşmetli kâinâtın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcûdâtın belâgatli bir lisân-ı nâtıkı ve şu kitâb-ı âlemin anlayışlı bir mütâlaacısı ve şu tesbîh eden mahlûkātın hayretli bir nâzırı ve şu ibâdet eden masnûâtın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.