Muhabbet, uhuvvet, sevmek, İslâmiyet’in mizâcıdır, râbıtasıdır. Ehl-i adâvet, mizâcı bozulmuş bir çocuğa benziyor ki, ağlamak ister. Bir şey arıyor ki onunla ağlasın. Sinek kanadı kadar ehemmiyetsiz bir şey, ağlamasına bahâne olur. Hem insafsız, bedbîn bir adama benzer ki, sû’-i zan mümkün oldukça hüsn-ü zan etmez, bir seyyie ile on haseneyi örter. Bu ise seciye-i İslâmiye olan insaf ve hüsn-ü zan bunu reddeder.