همن شیمدی اجرتسز أویه اولابيليرسڭز !!

Vecize

Vecize

Ehl-i kanâat ile ehl-i hırs iki şahsa benzer ki, büyük bir zâtın dîvânhânesine giriyorlar. Birisi kalbinden der: : Beni yalnız kabûl etsin, dışarıdaki soğuktan kurtulsam, bana kâfîdir. En aşağıdaki iskemleyi de bana verseler, lütuftur. İkinci adam güyâ bir hakkı varmış gibi ve herkes ona hürmet etmeye mecbûr imiş gibi mağrurâne der ki: : Bana en yukarı iskemleyi vermeli. O hırs ile girer. Gözünü yukarı mevki‘lere diker. Onlara gitmek ister. Fakat dîvânhâne sâhibi onu geri döndürüp aşağı oturtur. Ona teşekkür lâzımken, teşekküre bedel, kalbinden kızıyor. Teşekkür değil, bilakis hâne sâhibini tenkîd ediyor. Hâne sâhibi de ondan istiskāl ediyor. Birinci adam mütevâziâne giriyor. En aşağıdaki iskemlede oturmak istiyor. Onun o kanâati, dîvânhâne sâhibinin hoşuna gidiyor. Daha yukarı iskemleye buyurun der. O da gittikçe teşekkürâtını ziyâdeleştirir, memnuniyeti tezâyüd eder.