همن شیمدی اجرتسز أویه اولابيليرسڭز !!

وجيزەلر

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Allahım! Bizi mahcup etme.

Allahım! Tuttuğumuz oruçları kabul eyie.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Beşerin hayât-ı ictimâiyesinde bütün ahlâksızlığın ve bütün ihtilâlâtın menşei, iki kelimedir. Birisi, Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne? İkincisi, Sen çalış, ben yiyeyim. Bu iki kelimeyi de idâme eden, cereyân-ı ribâ ve terk-i zekâttır .

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsan hatâdan hâlî olamaz. Fakat tevbe kapısı açıktır.

(Kastamonu Lâhikası, s, 442)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapsa, zâhiren bir cennet içinde olsa da, ma‘nen cehennemdedir. Ve her kim hayât-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saâdet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fenâ ve sıkıntılı olsa da, dünyasını cennetin intizâr salonu hükmünde gördüğü için hoş görür. Tahammül eder. Sabır içinde şükreder .

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf, âdetâ bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hâsılât için gayet münbit bir zemindir. Ve neşv ü nemâ-yı a‘mâl için bahardaki mâh-ı nisândır. (Mektûbat-2, s, 25)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Düşmanıma gıybetle cezâ vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zaîf ve zelîl ve aşağıların silâhıdır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inâdın en çok isti‘mâl ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dünyevi dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.

(Bediüzzaman Hazretleri)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı çoktur. (Hadis Şerif, Deylemi)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eğer zekât nâmına versen, Cenabı Hakk nâmına verdiğin için bir sevâb kazanıyorsun. Bir şükrân-ı ni‘met gösteriyorsun. O muhtâç adam dahi sana tabasbus etmeye mecbûr olmadığı için izzet-i nefsi kırılmaz. Ve duâsı senin hakkında makbûl olur. Evet, zekât kadar, belki daha ziyâde nâfile ve ihsân, yâhûd sâir sûretlerde verip riyâ ve şöhret gibi minnet ve tezlîl gibi zararları kazanmak nerede? Zekât nâmına o iyilikleri yapıp hem farzı edâ etmek, hem sevâbı, hem ihlâsı, hem makbûl bir duâyı kazanmak nerede?

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’de en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, memlûktür. Hür değil, abddir.

(Mektûbat-2, s, 22)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Ramazan'ın ayının bereketi, dualarımızın kabulüne vesile olsun. Hayırlı cumalar...

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey ehl-i kerem ve vicdân! Ve ey ehl-i sehâvet ve ihsân! İhsânlar zekât nâmına olmazsa, üç zararı var. Bazen de fâidesiz gider. Çünkü

Allâh nâmına vermediğin için, ma‘nen minnet ediyorsun. Bîçâre fakîri minnet esâreti altında bırakıyorsun.

Hem makbûl olan duâsından mahrûm kalıyorsun.

Hem hakîkaten Cenâb-ı Hakk’ın malını ibâdına vermek için bir tevzîât me’mûru olduğun hâlde, kendini sâhib-i mâl zannedip bir küfrân-ı ni‘met ediyorsun.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Biz, öyle bir hakîkate hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak ve cennet gibi güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir.

(Şua'lar-2, s, 51)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hem deme: “Ben de herkes gibiyim.” Çünkü herkes, sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. (Sözler, s, 69)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Melikin atiyyelerini ancak matiyeleri taşıyabilir. İmâm-ı Rabbânî

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

(مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ) Kadere îmân eden, gam ve hüzünden emîn olur.


Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

[Cây-ı teessüf bir hâlet-i ictimâiye ; ve kalb-i İslâmı ağlatacak müdhiş bir maraz-ı hayat-ı ictimâiye: ] Hâricî düşmanların zuhûr ve tehâcümünde dâhilî adâvetleri unutmak ve bırakmak olan bir maslahat-ı ictimâiyeyi en bedevî kavimler dahi takdîr edip yaptıkları hâlde, şu cemâat-i İslâmiyeye hizmet da‘vâ edenlere ne olmuş ki, birbiri arkasında tehâcüm vaz‘iyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz’î adâvetleri unutmayıp düşmanların hücûmuna zemîn hazır ediyorlar. Şu hâl bir sukūttur, bir vahşettir. Hayât-ı ictimâiye-i İslâmiyeye bir hıyânettir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey ehl-i îmân ! Zillet içinde esâret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız. İhtilâfınızdan istifâde eden zâlimlere karşı (اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ) kal‘a-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhâfaza ve ne de hukukunuzu müdâfaa edebilirsiniz.

Müminler ancak kardeştirler (sure-i Hucurat, 10)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hususan Şa‘bân ve Ramazan’da akıldan ziyâde kalb hissedardır. 

(Mektubât-2, s, 1)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dîn hayatın hayatı hem nuru hem esası ihyayı din ile olur bu milletin ihyası

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dîn terbiyesi olmazsa, Müslümanlarda istibdâd-ı mutlak ve rüşvet-i mutlakadan başka çâre olmaz.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Âkil odur ki: ferahlı ve güzel şeylerle meşgul olur. çirkin ve sıkıntılı şeylere ehemmiyet vermez. Şekvâ ve merâk yerinde şükreder . sevinir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey îmân edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, oruç tutmak (sizin de) üzerinize farz kılındı; tâ ki (günahlardan) sakınasınız.

(Sûre-i Bakara, 183)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Orucun ekmeli ise, mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayâli, fikri gibi cihâzât-ı insaniyeye dahi bir nevi‘ oruç tutturmaktır. 

(Mektûbat-2, s, 26)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İşte ey ehl-i îmân ! İhtirâslarınızdan ve husûmetkârâne tarafgîrliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner. Az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayat-ı ictimâiyenizle alâkanız varsa, (اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْیَانِ الْمَرْصُوصِ یَشُدُّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا)* düstûr-u âlîyi düstûr-u hayat yapınız! Sefâlet-i dünyeviyeden ve şekāvet-i uhreviyeden kurtulunuz.

*Mü’min, mü’min için (kurşunla) kenetlenmiş bina gibidir; birbirine kuvvet verir.(Hadîs-i Şerîf)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Orucun ekmeli ise, mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutmaktır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir.

(Mektûbat-2, s, 26)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazan geliyor diye

sevinmek

imandandır.

Hz. Ömer (r.a)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’de sevâb-ı a‘mâl, bire bindir.

(Mektûbat-2, s, 25)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’deki oruc, hakîkî ve hâlis, azametli ve umûmî bir şükrün anahtarıdır.

(Mektûbat-2, s, 20)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hıfz-ı Kur’ânî her müşkilâta gālib ve lezzet-i hizmet-i îmâniye her kederi unutturur…

(Barla Lâhikası, s, 521)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Allâh için işleyiniz, Allâh için görüşünüz, Allâh için çalışınız! (لِلّٰهِ لِوَجْهِ اللّٰهِ لِاَجْلِ اللّٰهِ) rızâsı dâiresinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakîkaları, seneler hükmüne geçer.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Acaba bir gün adâvete değmeyen bir şeye, bir sene kîn ve adâvetle mukābele etmeyi hangi insaf kabûl eder? Bozulmamış hangi vicdâna sığar? Hâlbuki mü’min kardeşinden sana gelen bir fenâlığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Evet, O'nun ma'rifetiyle elemler lezzetlere inkılâb eder.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 164)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Yâ Erhame’r-râhimîn! Bu Resûl-ü Ekrem’in (asm) hürmetine, bizi O'nun şefâatine mazhar eyle; ve sünnetinin ittibâına muvaffak eyle; ve dâr-ı saadette O'nun âl ve ashâbına komşu eyle!

Âmîn! Âmîn! Âmîn!

(Şuâ'lar-2, s, 694)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin. Bizi de af eyle.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ehl-i kin ve adâvet, hem nefsine, hem mü’min kardeşine, hem rahmet-i İlâhiyeye zulmeder . Tecâvüz eder. Çünkü kîn ve adâvet ile nefsini bir azâb-ı elîmde bırakır. Hasmına gelen ni‘metlerden azâbı ve korkusundan gelen elemi nefsine çektirir. Nefsine zulmeder .

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Niyette öyle bir hâsiyet vardır ki, seyyiâtı hasenâta, hasenâtı seyyiâta tahvîl eder. Demek niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır. Öyle ise, necât ve halâs ancak ihlâs iledir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm’ı merâtib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran, sıdktır.

(İşârâtü’l-İ’câz, s, 141)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hatta O'na getirilen her bir salavât dahi, O'nun o duâsına birer âmîndir.

(Zülfikâr, s, 53)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir misâfirhâne-i askerî telakkî etsin.

(Mektûbat-1, s, 42)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vacize

Ma'bûdiyete lâyık, yalnız O'dur.

(Sözler, s, 187)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Evet, bazen yoruluyorum. Fakat yorgunluktan istirahati arzu eden nefsimi, ruhum vazîfeye da‘vet ediyor...(Barla Lâhikası , s, 137)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize


İki cihânın râhat ve selâmetini iki harf tefsîr eder, kazandırır:

Dostlarına karşı mürüvvetkârâne muâşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muâmele etmektir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hâfız-ı Şîrâzî’yi dinle [دُنْیَا نَە مَتَاعٖیسْتْ كِە اَرْزَدْ بَنِزَاعٖی] 

Yani Dünya öyle bir metâ‘ değil ki bir nizâa değsin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et. Onun ref‘ine çalış. Hem en ziyâde sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-yı nefsine adâvet et, ıslâhına çalış. O muzır nefsin hâtırı için mü’minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur. Onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. Öyle de adâvet hasleti, her şeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kabre gideceğini bil, öylece hazırlan!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dost istersen Allah yeter.

Yaran istersen Kur'an yeter.

Mal istersen kanaat yeter.

Düşman istersen nefis yeter.

Nasihat istersen ölüm yeter.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey arkadaş! Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek, doğru değildir. Zîrâ senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati bazen damara dokundurur, aksülamel yapar.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Gündüzdeki yemekten memnûiyeti cihetiyle, O ni‘metler benim mülküm değil. Ben bunların tenâvülünde hür değilim. Demek başkasının malıdır ve in‘âmıdır. Onun emrini bekliyorum diye, ni‘meti ni‘met bilir. Bir şükr-ü ma‘nevî eder. İşte bu sûretle oruc, çok cihetlerle hakîkî vazîfe-i insaniye olan şükrün anahtarı hükmüne geçer.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Hadis

Dünyada (kimsesiz) bir garip gibi yahut bir yolcu gibi ol.

(Hadis-iŞerif/Buhârî)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Yâ İlâhenâ! Kalbimizi îmân ve Kur’ân nûruyla nûrlandır. Yâ İlâhenâ! Sana muhtaç olmakla bizi zengin kıl; sana kendimizi muhtaç görmeyerek bizi fakîr düşürme. Biz, kendi güç ve kuvvetimizden sana sakınıp, senin kudret ve kuvvetine sığındık; sen de bizi, sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize bırakma; bizi hıfzınla muhâfaza eyle. Bize ve erkek mü’min ve kadın mü’minlere merhamet et.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sen mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, Mesleğim haktır veya daha güzeldir, demeye hakkın var. Fakat Yalnız hak benim mesleğimdir demeye, hakkın yoktur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’de ise, ehl-i îmân birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultân-ı Ezelî’nin ziyafetine da‘vet edilmiş bir sûrette, akşama yakın Buyurunuz, emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubûdiyetkârâne göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmâniyete karşı vüs‘atli ve azametli ve intizâmlı bir ubûdiyetle mukābele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubûdiyete ve şeref-i kerâmete iştirâk etmeyen insanlar, insan ismine lâyıkmıdırlar?

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Muhabbetullâh , sünnet-i seniyenin ittibâını istilzâm edip, intâc eder. Ne mutlu o kimseye ki, sünnet-i seniyeye ittibâından hissesi ziyâde ola! Veyl o kimseye ki, sünnet-i seniyeyi takdîr etmeyip, bid‘alara girmiş ola!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

"Eğer Allâh’a muhabbetiniz varsa, Habîbullâh’a ittibâ‘ edilecek. Eğer ittibâ‘ edilmezse, netice veriyor ki Allâh’a muhabbetiniz yoktur." Eğer muhabbetullâh varsa, netice verir ki, Habîbullâh’ın sünnet-i seniyesine ittibâı intâc eder.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’deki savm, İslâmiyet’in erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeâir-i İslâmiyenin a‘zamlarındandır. İşte Ramazân-ı Şerîf’deki orucun çok hikmetleri, hem Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetine, hem insanın hayât-ı ictimâiyesine , hem hayat-ı şahsiyesine , hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanlara doğru yolu göstermek ve hidâyet ile furkandan (hak ile bâtılı ayıran hükümlerden) apaçık deliller olmak üzere, Kur'ân onda indirilmiştir. Öyle ise içinizden kim o aya erişirse, artık onda oruç tutsun!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İ‘lem eyyühe’l-azîz! Kâfirlerin medeniyeti ile mü’minlerin medeniyeti arasındaki fark şudur: Birincisi: Medeniyet libâsını giymiş korkunç bir vahşettir. Zâhiri parlar, bâtını yakar; dışı süs, içi pis; sureti me’nûs, sîreti ma‘kûs bir şeytandır.

İkincisi: Bâtını nûr, zâhiri rahmet; içi muhabbet, dışı uhuvvet; sureti muâvenet, sîreti şefkat, câzibedâr bir melektir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Nedir bu gurur ve nedir bu gaflet? Ve nedir bu haşmet ve nedir bu istiğnâ? Ve nedir bu azamet? Senin elindeki ihtiyârın bir kıl kadardır. Ve iktidarın bir zerre kadardır. Hayatın söndü, ancak bir şu‘le kaldı. Ömrün geçti, şuûrun söndü, bir lem‘a kaldı. Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı. Zamanın geçti, kabirden başka mekânın var mı?

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Geçmiş ve gelecek elemli saatleri ki (hiç olmuşlar. ma‘dûm ve yok olmuşlar.) Şimdi onları düşünüp sabırsızlık göstermek ve kusûrlu nefsini bırakıp Allah’dan şekvâ etmek gibi of of demek, dîvâneliktir. Eğer sağa, sola yani geçmiş ve geleceğe karşı sabır kuvvetini dağıtmazsa ve hazır saate ve güne karşı tutsa, tam kâfî gelir. Sıkıntı ondan bire iner.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sevdiğin mal ve evlâd; ve perestiş ettiğin nefis ve hevâ; ve meftûn olduğun gençlik ve hayat zâyi‘ olup kaybolacak . Senin elinden çıkacaklar. Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kâinatın neticesi hayat olduğu gibi, hayatın neticesi olan şükür ve ibadet dahi, kâinatın sebebi hılkati ve ille-i gayesi ve maksut neticesidir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulmatlı ve perişan bir haldedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar insanın yolculuğu devam eder.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası, nûrla ve ma‘nevî sürûrla doludur. Derecesine göre îmân kuvvetiyle hisseder. Bu îmândan gelen ma‘nevî sürûr ve şifâ ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemleri erir, ezilir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kur'an, kâinatın bir tercüme-i ezeliyesidir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İmana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki, selamette kalasın, rahatı bulasın.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hem o cüz’iyâtı îcâd eden kim ise, cüz’iyâtı ihâta eden unsurları ve semâvât ve arzı dahi o halketmiştir . Çünkü görüyoruz ki, cüz’iyât külliyâta nisbeten birer çekirdek, birer küçük nüsha hükmündedir. Öyle ise o cüz’îleri halk eden zâtın elinde, anâsır-ı külliye ve semâvât ve arz bulunmalıdır. Tâ ki hikmetinin düstûrlarıyla ve ilminin mîzânlarıyla o küllî ve muhît mevcûdâtın hulâsalarını, ma‘nâlarını, numûnelerini o küçücük misâl-i musağğarlar hükmünde olan cüz’iyâtta derc edebilsin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sâni‘-i Kadîr külfetsiz, muâlecesiz, sür‘atle, suhûletle her şeyi , o şeye lâyık bir sûrette halk eder. Külliyâtı, cüz’iyât kadar kolay îcâd eder. Cüz’iyâtı, külliyât kadar san‘atlı halk eder. Evet, külliyâtı ve semâvât ve arzı halk eden kim ise, semâvât ve arzda olan cüz’iyâtı ve efrâd-ı zîhayatiyeyi halk eden, elbette yine odur. Ve ondan başka olamaz. Çünkü o küçük cüz’iyât, o külliyâtın meyveleri, çekirdekleri, misâl-i musağğarlarıdır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Evet ehl-i îmân için ölüm, rahmet kapısıdır. Ehl-i dalâlet için, zulümât-ı ebediye kuyusudur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kendine, vücûduna ve enâniyetine dayansan, yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen fânî vücûdunu, o vücûdu sana veren Hâlik’ın yolunda fedâ etsen, bal arısı gibi olursun. Hadsiz bir nûr-u vücûd bulursun. Hem fedâ et. Çünki şu vücûd, sende vedîa ve emânettir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

O lezzetler ve o nefis şeyler, ibret ve şükre sevk içindirler. Çünki onlar, Cenâb-ı Hakk’ın ehl-i îmân için cennetlerde ihzâr ettiği hakîkî ni‘metlere numûnelerdirler.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu gelen gece Leyle-i Berâet bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderât-ı beşeriyenin programı nev‘inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuz bin olduğu gibi, Leyle-i Berâet’de her bir amel-i sâlihin ve her bir harf-i Kur’ânın sevabı yirmi bine çıkar. Sâir vakitlerde on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâlî-i meşhûrede on binlere veya yirmi bine veya otuz bine çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibâdet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfâr ve salavâtla meşgul olmak pek büyük bir kârdır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kur’ân ise, merhameten kadınların hürmetini muhâfaza için hayâ perdesini takmasını emreder. Tâ hevesât-ı rezîlenin ayağı altında o şefkat ma‘denleri zillet çekmesinler.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Tebrik

Aziz, Sıddık Kardeşlerim,

Elli senelik bir manevi ibadet ömrünü ehl*i imana kazandırabilen leyle-i beraatınızı ruh ve canımızla tebrik ederiz.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Beraat Duası

"Allahım, şayet ismimi saidler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan, oradan sil. Çünkü sen buyurdunki, Allah (o yazıdan) dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır. Ana kitap (olan levh-i mahfuz) ise onun katındadır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu âlemi icat edip, öteki âlemi icat etmemek.. ve bu kâinatı vücuda getirip, öteki âlemi vücuda getirmemek.. bu dünyayı yaratıp, öteki dünyayı yaratmamak imkânı yoktur. Çünkü rububiyetin saltanatı, mükafat ve mücazatı ister.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

"İktisâd eden, maîşetçe âile belâsını çekmez" meâlindeki [لَا یَعُولُ مَنِ اقْتَصَدَ] hadîs-i şerîfinin sırrıyla, iktisâd eden, maîşetçe âile zahmet ve meşakkatini çok çekmez. Evet, iktisâd kat‘î bir sebeb-i bereket ve medâr-ı hüsn-ü maîşet olduğuna o kadar delîller var ki, had ve hesaba gelmez.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Madem ilm-i İlâhîye ve irâde-i Rabbâniyeye mevcûdât adedince, belki mevcûdâtın şuûnâtı adedince delâlet ve şehâdet vardır. Elbette bir kısım feylesofların irâde-i İlâhiyeyi nefiy; ve bir kısım ehl-i bid‘atın kaderi inkâr; ve bir kısım ehl-i dalâletin cüz’iyâta adem-i ıttılâını iddiâ etmeleri; ve tabîiyyûnun bir kısım mevcûdâtı tabiat ve esbâba isnâd etmeleri, mevcûdât adedince muzâaf bir yalancılıktır. Ve mevcûdâtın şuûnâtı adedince muzâaf bir dalâlet dîvâneliğidir. Çünkü hadsiz şehâdet-i sâdıkayı tekzîb eden, hadsiz bir yalancılık işlemiş olur.

İşte meşîet-i İlâhiye ile vücûda gelen işlerde, “İnşâallâh, inşâallâh” yerinde, bilerek “Tabîî, tabîî” demek, ne kadar hata ve muhâlif-i hakîkat olduğunu kıyâs et.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kur'an, hakikat ve şeriat, hikmet ve marifet kitabı olduğu gibi, zikir ve dua ve davetin de kitabıdır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Yarabbi, yarın ruz-i mahşerde boynumuzu büktürme. Hesabımızı kolay eyle. Sevdiklerinle beraber haşreyle. Onlardan ayırma. Cennetinle, cemalinle müşerref olanlardan eyle.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hadsiz vaz‘iyetler içinde bir vaz‘iyeti intihâb etmek, bir tahsîs, bir tercîh, bir kasıd ve bir irâde ile olur. Ve amd ve arzu ile tahsîs edilir. Elbette tahsîs, bir muhassisi iktizâ ediyor. Tercîh, bir müreccihi ister. Muhassis ve müreccih ise, irâdedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Yarabbi! Kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanetinde emin kıl.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Madem şu kâinât sâhibinin, böyle bir ilmi vardır. Elbette insanları ve insanların amellerini görür. Ve insanlar neye lâyık ve müstehak olduklarını bilir. Hikmet ve rahmetin muktezâsına göre onlarla muâmele eder ve edecek. Ey insan! Aklını başına al, dikkat et! Nasıl bir zât seni bilir ve bakar. Bil ve ayıl!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hâlik-ı Rahîm, nev‘-i beşere verdiği ni‘metlerin mukābilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıddır. Ni‘mete karşı hasâretli bir istihfâftır. İktisad ise, ni‘mete karşı ticaretli bir ihtirâmdır. Evet, iktisad hem bir şükr-ü ma‘nevî, hem ni‘metlerde rahmet-i İlâhiyeye karşı bir hürmet, hem kat‘î bir surette sebeb-i bereket, hem bedene perhiz gibi bir medâr-ı sıhhat, hem ma‘nevî dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb-i izzet, hem ni‘met içindeki lezzeti hissetmeye ve zâhiren lezzetsiz görünen ni‘metlerdeki lezzeti tatmaya kuvvetli bir sebebdir. İsraf ise, mezkûr hikmetlere muhâlif olduğundan, vahîm neticeleri vardır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Nimetten inama bak. İnamdan münim-ı hakıkıyı düşün. Bu düşünmek bir şükürdür.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bütün hayrât onun elinde, bütün hasenât onun defterinde, bütün ihsânât onun hazinesindedir. Öyle ise, hayır isteyen ondan istemeli. İyilik arzu eden ona yalvarmalı.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu dünya fanidir. En büyük dava, baki olan alemi kazanmaktır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Amelinizde Rıza-i ilahi olacak, maddi menfaat fikri olmayacak.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşu boşuna gitmez. Bir dar-ı mükafat, bir mahalli saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fani dünyana bedel, baki bir cennet seni bekliyor. İbadet ettiğin ve tanıdığın Halık-ı zülcelalin vaadinde iman ve itaat et.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu meydân-ı imtihânda olanlar, başı boş değiller. Saadet sarayları ve zindanlar, onları bekliyorlar.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Âhiretin vücûdu, dünyanın vücûdu kadar kat‘î ve şübhesizdir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Esbâb-ı zâhiriye eliyle gelen ni‘metleri, o esbâb hesabına almamak gerektir. Eğer o sebeb, ihtiyâr sâhibi değilse, meselâ hayvan ve ağaç gibi, doğrudan doğruya o ni‘meti Cenâb-ı Hak hesabına verir. Madem o, lisân-ı hâliyle “Bismillâh” der, sana verir. Sen de Allah hesabına olarak “Bismillâh” de, al.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Yani: “Medâr-ı necât ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayan amele müreccahtır.” İhlâsı kazandıran harekâttaki sebebi, sırf bir emr-i İlâhî, neticesi rızâ-yı İlâhî olduğunu düşünmeli. Vazîfe-i İlâhiyeye karışmamalı.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsanlar helak olmuştur, alimler müstesna. Alimler de helak olmuştur, ilmiyle amel edenler müstesna. İlmiyle amel edenler de helak olmuştur, ihlâslı olanlar müstesna. İhlâslı olanlar da büyük bir tehlike içerisindedirler. (Hadis-i Şerif)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

işte ubudiyetin esası olan acz ve fakr ve kusur ve noksanını bilmek ve niyaz ile dergahı uluhiyete karşı secde etmektir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ne mutlu o adama ki kendini bilip haddinden tecavüz etmez.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Tebrik

Leyle-i Miracınızı bütün ruh ve canımla tebrik ediyorum.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ubudiyet, emri ilahiye ve rıza-ı ilahiyeye bakar. Ubudiyetin daisi, emri ilahi ve neticesi rıza-i ilahidir. Semaratı ve fevaidi uhreviyedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakāik-i îmâniyenin inkârındaki ittifâklarından telâşa düşen ve i‘tikādını bozan bîçâre insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir. Çünkü insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâb eder. İnsan, bazı frenkler ve frenk-meşrebliler gibi ihtirâsât-ı hayvâniyede terakkî ettikçe, daha şiddetli bir hayvaniyet mertebesini alır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey musibet! Ben mâlikimin hizmetindeyim! Eğer onun izin ve rızâsıyla geldinse, merhaba, safâ geldin! Çünkü bir vakit, elbette ona döneceğiz ve onun huzûruna gideceğiz ve ona müştâkız. Madem bir zaman herhalde bizi hayatın tekâlîfinden âzâd edecektir. Haydi ey musibet! O terhîs ve o âzâd etmek, senin elinle olsun, ben râzıyım.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sen, muvazzaf ve memur bir askersin. Onun namıyla çalış ve onun hesabıyla amel et.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Ey insan! Senin elinde bulunan nefis ve malın, senin mülkün değildir, belki sana emânettir. O emânetin mâliki de, her şeye Kadîr, her şeyi bilir bir Rahîm-i Kerîm’dir. O senin yanındaki mülkünü, senden satın almak istiyor. Tâ senin için muhâfaza etsin, zâyi‘ olmasın. İleride sana mühim bir fiyat verecek.”

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Zîrâ hakîkî adâlet ister ki, şu küçücük insan, şu küçücüklüğü nisbetinde değil, belki cinâyetinin büyüklüğü, mâhiyetinin ehemmiyeti ve vazîfesinin azameti nisbetinde mükâfât ve mücâzât görsün.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

(Ya Baki entel Baki) o hadsiz cerihalara hem merhem, hem tiryak olur. Yani "Ya Baki! Madem sen bakisin yeter. Madem sen varsın, herşey var."

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Ya Rab! Şu Rasul-u Ekrem Aleyhis Salatu ve sSelamın bereketine ve hürmetine, bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan eyle!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İstikbâl yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacak. Ve hâkim, hakāik-i Kur’âniye ve îmâniye olacak. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey ehl-i îmân! Zillet içinde esâret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız. İhtilâfınızdan istifâde eden zâlimlere karşı اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ kal‘a-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhâfaza ve ne de hukukunuzu müdâfaa edebilirsiniz.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dünya ise, bütün şaşaası ile ahirete nispeten bir zindan hükmündedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dünyada en büyük ahmak odur ki, böyle dinsiz serserilerden terakki ve saadet-i hayatiyye beklesin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey nefis! Az bir ömürde hadsiz bir amel-i uhrevî istersen ve her bir dakîka-i ömrünü bir ömür kadar fâideli görmek istersen ve âdetini ibâdete ve gafletini huzura kalb etmeyi seversen, sünnet-i seniyeye ittibâ‘ et.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Âciz bir abd namazında اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ der. Yani “Bütün mahlûkātın hayatlarıyla sana takdîm ettikleri hediye-i ubûdiyetlerini, ben kendi hesabıma, umumunu sana takdîm ediyorum. Eğer elimden gelse idi, onlar kadar tahiyyeler sana takdîm edecektim. Hem sen onlara, hem daha fazlasına lâyıksın.” İşte şu niyet ve i‘tikād, pek geniş bir şükr-ü küllîdir. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu zamanda ehl-i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalblerin bozulması ve îmânın zedelenmesidir. Bunun çâre-i yegânesi, nûrdur. Nûr göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, îmânlar kurtulsun.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hazîne-i rahmetin en kıymetdar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi, en birinci anahtarı da بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ dir. Ve en kolay bir anahtarı da salavâttır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı ne kadar ma‘kūl ve lâzım ve kat‘î ise, haşrin sabahı da, berzahın baharı da o kat‘iyettedir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

"Bu dünya çabuk tebeddül eder bir misafirhâne olduğunu yakînen îmân edip bildim. Onun için hakîkî vatan değil, her yer birdir. Madem vatanımda bâkî kalmayacağım. Beyhûde ona karşı çabalamak, oraya gitmek, bir şeye yaramıyor. Madem her yer misafirhânedir. Eğer misafirhâne sâhibinin rahmeti yârise, herkes yârdır. Her yer yarar. Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır. Ve herkes düşmandır."

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kâinât mescid-i kebîrinde Kur’ân okunuyor. Onu dinleyelim. O nûr ile nûrlanalım. Hidâyetiyle amel edelim ve onu vird-i zebân edelim.”

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İşte ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedî tükenmez bir hazîne-i nûr buluyor. O hazineyi bulmanın çaresi, rahmetin en parlak bir misâli ve mümessili ve o rahmetin en belîğ bir lisânı ve dellâlı olan ve “Rahmeten li’l-Âlemîn” ünvanıyla Kur’ân’da tesmiye edilen Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnetidir ve tebeiyetidir. Ve bu Rahmeten li’l-Âlemîn olan rahmet-i mücessemeye vesîle ise, salavâttır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey nefis! Ubûdiyet, mukaddeme-i mükâfât-i lâhika değil, belki netice-i ni‘met-i sâbıkadır. Evet, biz ücretimizi almışız. Ona göre hizmetle ve ubûdiyetle muvazzafız.

mukaddeme-i mükâfât-i lâhika: Daha sonra verilecek mükâfâtın başlangıcı

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey bu vatan gençleri! Frenklerin taklîdine çalışmayınız! Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetlerinden sonra, sizler hangi akıl ile onların sefâhet ve bâtıl efkârlarına ittibâ‘ ediyorsunuz ve onlara emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Onları sefîhâne taklîd edenler, onlara ittibâ‘ değil, belki şuûrsuz olarak onların safına iltihâk edip, hem kendi kendinizi, hem kardeşlerinizi i‘dâm ediyorsunuz.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Allahım! Bu gece Peygamber Efendimizin (SAV) sana sığınmığ olduğu bütün kötülüklerden ve şerlerden biz de sana sığınıyoruz biz de istemiyoruz bize de verme.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Allahım! Bu gece Peygamber Efendimiz (SAV) senden istemiş olduğu bütün hayırları ve nurları biz de istiyoruz bize de ihsan eyle.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Bizleri sevdiklerine rağbet ettir ya Rabbi!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi, saadet-i dünyevileri de ve fıtratlarındaki ulvi seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare-i yeganesi, daire-i İslamiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur!.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey nefisperest nefsim! Ey dünyaperest arkadaşım! Muhabbet, şu kâinâtın bir sebeb-i vücûdudur. Hem şu kâinâtın râbıtasıdır. Hem şu kâinâtın nûrudur, hem hayatıdır. İnsan, kâinâtın en câmi‘ bir meyvesi olduğu için, kâinâtı istîlâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hem kendini başıboş zannetme. Zîrâ şu misâfirhâne-i dünyâda nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizâmsız, gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizâmsız, gayesiz kalabilirsin?

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsan, şu dünyaya bir me’mur ve misafir olarak gönderilmiş, çok ehemmiyetli isti‘dâd ona verilmiş. Ve o isti‘dâdâta göre ehemmiyetli vazîfeler tevdî‘ edilmiş. Ve insanı, o gayeye ve o vazîfelere çalıştırmak için, şiddetli teşvîkler ve dehşetli tehdîdler edilmiş.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eğer nefis ve şeytanı dinlersen, esfel-i sâfilîne düşersin. Eğer hak ve Kur’ân’ı dinlersen, a‘lâ-yı illiyyîne çıkar, kâinâtın bir güzel takvîmi olursun!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Besmelenin azamet-i kadrine en kat‘î bir huccet şudur ki: İmâm-ı Şâfiî gibi çok büyük müctehidler demişler ki: “Besmele bir tek âyet olduğu halde, Kur’ân’da yüz ondört def‘a nâzil olmuştur.”

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey insan! Hiç mümkün müdür ki, sana bu sîmâyı veren ve o sîmâda böyle bir sikke-i rahmeti ve bir hâtem-i ehadiyeti vaz‘ eden zât, seni başıboş bıraksın, sana ehemmiyet vermesin, senin harekâtına dikkat etmesin

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey insan! Aklını başına al! Hiç mümkün müdür ki, bütün envâ‘-ı mahlûkātı sana müteveccihen muâvenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine “Lebbeyk!” dediren Zât-ı Zülcelâl, seni bilmesin, tanımasın, görmesin. Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İşte ey şeytanın desîselerine mübtelâ olan bîçâre insan! Hayat-ı dîniye ve hayat-ı şahsiye ve hayat-ı ictimâiyenin selâmetini dilersen ve sıhhat-i fikir ve istikamet-i nazar ve selâmet-i kalb istersen, muhkemât-ı Kur’âniyenin mîzânlarıyla ve sünnet-i seniyenin terâzileriyle a‘mâl ve hâtırâtını tart! Ve Kur’ân’ı ve sünnet-i seniyeyi dâimâ rehber yap! اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ de! Cenâb-ı Hakk’a ilticâda bulun!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsanın hayat-ı ictimâiyesini ifsâd eden bir desîse-i şeytâniye şudur ki: Şeytan, bir mü’minin bir tek seyyiesiyle, bütün hasenâtını örter. Şeytanın bu desîsesini dinleyen insâfsızlar, o mü’mine adâvet ederler.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sen, çendân nefsin ve sûretin i‘tibâriyle hiç hükmündesin. Fakat vazîfe ve mertebe noktasında sen, şu haşmetli kâinâtın dikkatli bir seyircisi, şu hikmetli mevcûdâtın belâgatli bir lisân-ı nâtıkı ve şu kitâb-ı âlemin anlayışlı bir mütâlaacısı ve şu tesbîh eden mahlûkātın hayretli bir nâzırı ve şu ibâdet eden masnûâtın hürmetli bir ustabaşısı hükmündesin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey insan! Madem hakîkat böyledir, gururu ve enâniyeti bırak. Ulûhiyetin dergâhında acz ve zaafını, istimdâd lisânıyla; fakr ve hâcâtını, tazarru‘ ve duâ lisânıyla i‘lân et. Ve abd olduğunu göster. Ve حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ de, yüksel. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

O yolculuk ise, âlem-i ervâhtan, rahm-i mâderden, gençlikten, ihtiyârlıktan, kabirden, berzahtan, haşirden, köprüden geçen ebedü’l-âbâd tarafına bir yolculuktur. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İşte ey gāfil insan! Bak Cenâb-ı Hakk’ın fazlına ve keremine; seyyieyi bir iken bin yazmak, haseneyi bir yazmak veya hiç yazmamak adâlet olduğu halde, bir seyyieyi bir yazar; bir haseneyi on, bazen yetmiş, bazen yedi yüz, bazen yedi bin yazar. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Milyonlar salat ve milyonlar selam Sana olsun Ey Allahın Rasulü!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Salat ve selam, tahiyyat ve ikram, her türlü ihtiram Ona, alıne,eshabına ve etbaına olsun.

Rabbim cümlemizi onun (sav) talim ettiği yüksek değerlere sahip çıkanlardan eylesin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Nefsini ithâm eden, kusurunu görür. Kusurunu i‘tirâf eden, istiğfâr eder. İstiğfâr eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu i‘tirâf etmemek, büyük bir noksânlıktır. Kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; i‘tirâf etse, affa müstehak olur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şeytanın mühim bir desîsesi; insana kusurunu i‘tirâf ettirmemektir. Tâ ki, istiâze ve istiğfâr yolunu kapasın.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Hadis

İbn-i Abbas (ra)'dan: Allahın Rasulu (sav) şöyle buyurdu:

"Kim istiğfara devam ederse, Allah onun için her darlıktan bir çıkış yolu, her sıkınıtıdan bir genişlik çaresi yaratır ve onu ummadığı yerlerden rızıklandırır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Namaz, Hâlik-ı Zülcelâl tarafından her yirmi dört saat zarfında ta‘yîn edilen vakitlerde ma‘nevî huzuruna yapılan bir da‘vettir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey insan, düşün! Sen alâ küll-i hâl öleceksin!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İşte ey insan! Eğer yalnız ona abd olsan, bütün mahlûkāt üstünde bir mevki‘ kazanırsın. Eğer ubûdiyetten istinkâf etsen, âciz mahlûkāta zelîl bir abd olursun.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İşte ey âciz insan! Ve ey fakîr beşer! Duâ gibi, hazîne-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medârı olan bir vesîleyi elden bırakma.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Insan bu âleme ilim ve duâ vâsıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. Mâhiyet ve isti‘dâd i‘tibâriyle her şey ilme bağlıdır. Ve bütün ulûm-u hakîkiyenin esası ve ma‘deni ve nûru ve ruhu, ma‘rifetullâhtır. Ve onun üssü’l-esâsı da îmân-ı billâhtır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Hadis-i şerif

Kim benim sünnetimi yaşatırsa, beni sevmiş olur. Kim de beni severse, cennette benimle birlikte olur. (Hadis-i şerif / Tirmizi)

Peygamber Efendimizin (SAV) sünnetleri

Abdest bittikten sonra;

سُبحانَكَ اللَّهمَّ وبحمدِكَ

أشْهدُ أن لا إلَهَ إلّا أنتَ أستغفرُكَ وأتوبُ إليكَ

okunması sünnettir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey alem-i beka için yaratılan ve fani aleme müptela olan biçare insan!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey cirmi ve cismi küçük ve cürüm ve zulmü büyük ve ayıb ve zenbi azîm bîçâre insan! Kâinâtın hiddetinden, mahlûkātın nefretinden ve mevcûdâtın öfkesinden kurtulmak istersen, işte kurtulmanın çaresi; Kur’ân-ı Hakîm’in dâire-i kudsiyesine girmektir ve Kur’ân-ı Hakîm’in mübelliği olan Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnet-i seniyesine ittibâ‘dır. Gir ve tâbi‘ ol!  

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Peygamber Efendimizden (SAV) dualar;

Ayağımın kaymasından veya kaydırılımasından, sapmaktan veya saptırılmaktan, haksızlık etmekten veya haksızlığa uğramaktan, kaba cahilce davranmaktan veya davranılmaktan sana sığınırım. (Hadis-i Şerif/Ebu Davud)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Hayırlar celb ola, şerler def ola, gönüller şad ola..

Akıl başa gele, fitne taşa gele. Devletimiz payidar ola.

Birlik ve dirlik daim ola. Milletimiz selamet bula.

Düşmanlarımız kahr-u perişan ola, oyunları bozula, boyunları büküle.

Kalplerimiz mesrur, sırlarımız mestur, zahirimiz mamur, batınımız pürnur ola.

Cenabı hak dert verip derman aratmaya.

Hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva, gönüllerimize iman vere, kalplerimizi musaffi eyleye.

Zümre-i salihinden gürüh-ü naciden eyleyüp, dualarımızı dergah-ı izzetinde kabul ve makbul eyleye, nefesimiz hak, nutkumuz can bula. Gönlünüz haneniz huzur dola...

Hayırlı Cumalar

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan, o büyük insanın bir fihristi ve bir hulâsasıdır. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Îmân, insanı insan eder; belki insanı sultan eder. Öyle ise insanın vazîfe-i asliyesi, îmân ve duâdır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Îmân tevhîdi, tevhîd teslîmi, teslîm tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey ehl-i îmân! Sizi i‘dâm-ı ebedîden ve dünyevî ve uhrevî cehennemlerden kurtaran Kur’ân’ın himâyesi altına mü’minâne ve mu‘temidâne giriniz ve sünnet-i seniyenin dâiresine teslîmkârâne ve müstahsinâne dâhil olunuz, dünya şekāvetinden ve âhiret azabından kurtulunuz!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey ehl-i îmân! Bu müdhiş düşmanlarınıza karşı zırhınız: Kur’ân’ın tezgâhında yapılan takvâdır. Ve siperiniz, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnet-i seniyesidir. Ve silâhınız, istiâze ve istiğfâr ve hıfz-ı İlâhîye ilticâdır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Îmân hem nûrdur, hem kuvvettir. Evet, hakîkî îmânı elde eden adam, kâinâta meydan okuyabilir. Ve îmânın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyîkātından kurtulabilir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Îmân nasıl ki bir nûrdur, insanı ışıklandırıyor, üstünde yazılan bütün mektûbât-ı Samedâniyeyi okutturuyor. Öyle de, kâinâtı dahi ışıklandırıyor. Zaman-ı mâzî ve müstakbeli zulümâttan kurtarıyor. 


Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve sünnet-i seniyeyi bilen, kat‘iyen anlar ki: Cenâb-ı Hak edebin envâını, Habîbinde (asm) cem‘ etmiştir. Onun sünnet-i seniyesini terkeden, edebi terkeder.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Ya ilahena, bize hakkı hak olarak gösterip ona ittiba etmekle rızıklandır.

Batılı da batıl olarak gösterip ondan ictinap etmeklerızıklandır. Amin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Peygamber Efendimizden (SAV) dualar

Allahım, beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni refik-i alaya kavuştur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Muhabbetullâh, sünnet-i seniyenin ittibâını istilzâm edip, intâc eder. Ne mutlu o kimseye ki; sünnet-i seniyeye ittibâından hissesi ziyâde ola! Veyl o kimseye ki; sünnet-i seniyeyi takdîr etmeyip, bid‘alara girmiş ola!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır. Yani onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır. Çünkü hükümsüz bir tahayyülü hakîkat tevehhüm eder. Hem şeytanın işini kendi kalbine mal eder. Onun sözünü ondan zanneder. Zarar anlar, zarara düşer. Zaten şeytanın da istediği odur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Cenâb-ı Hakk’a îmân eden, elbette ona itâat edecek. Ve itâat yolları içinde en makbûlü ve en müstakîmi ve en kısası, bilâ-şübhe Habîbullâh’ın gösterdiği ve ta‘kîb ettiği yoldur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eyvâh, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sâbit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi‘ ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur. Bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey hayata çok müştâk ve ömre çok tâlib ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emeller ile ve elemler ile mübtelâ bedbaht nefsim! Uyan, aklını başına al.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Madem onun rubûbiyetine râzıyız, o rubûbiyeti noktasında verdiği şeye rızâ lâzımdır. Kazâ ve kaderine i‘tirâzı işmâm eder bir tarzda “Ah!” “Of!” deyip şekvâ etmek, bir nevi‘ kaderi tenkîddir, rahmeti ithâmdır. Kaderi tenkîd eden, başını örse vurur, kırar. Rahmeti ithâm eden, rahmetten mahrum kalır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: “Fânîyim, fânî olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân’a teslîm eyledim, gayrı istemem. İsterim, fakat bir yâr-i bâkî isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcûdâtı umumen isterim.”

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Cenâb-ı Hak, hadsiz kudretini ve nihâyetsiz rahmetini göstermek için, insanda hadsiz bir acz ve nihâyetsiz bir fakr derc eylemiştir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedî midir? Hiç kat‘î senedin var mı ki, gelecek seneye, belki yarına kadar kalacaksın? Sana usanç veren, tevehhüm-ü ebediyettir. Keyif için ebedî dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun. Eğer anlasa idin ki, ömrün azdır, hem fâidesiz gidiyor. Elbette onun yirmi dörtten birisini hakîkî bir hayat-ı ebediyenin saadetine medâr olacak bir güzel ve hoş ve rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek, usanmak şöyle dursun, belki ciddî bir iştiyâk ve hoş bir zevki tahrîke sebeb olur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hem hiç mümkün müdür ki: Fâtır-ı Kerîm, Hâlik-ı Rahîm, küçük midenin cüz’î arzusunu ve muvakkat bir hayat için lisân-ı hâl ile ettiği duâsını, hadsiz envâ‘-ı mat‘ûmât-ı lezîzenin îcâdıyla kabûl etsin de, umum nev‘-i beşerin pek büyük bir ihtiyâc-I fıtrîden gelen pek şiddetli bir arzusunu; ve küllî ve dâimî ve haklı ve hakîkatli, kāllî ve hâllî, bekāya dâir gāyet kuvvetli duâsını kabûl etmesin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey şikemperver nefsim! Acaba hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin, sana onlar usanç veriyor mu? Madem vermiyor, çünkü ihtiyaç tekerrür ettiğinden usanç değil, belki telezzüz ediyorsun.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Ey insanlar! Fânî, kısa, fâidesiz ömrünüzü bâkî, uzun, fâideli, meyvedâr yapmak ister misiniz? Madem istemek, insaniyetin iktizâsıdır. Bâkî-i Hakîkî’nin yoluna sarf ediniz!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey sabırsız nefsim! Sen üç sabır ile mükellefsin. Birisi, tâat üstünde sabırdır. Birisi, ma‘siyetten sabırdır. Diğeri, musibete karşı sabırdır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey sersem nefsim! Acaba şu vazîfe-I ubûdiyet neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız! Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızâsı dâiresinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.”

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise, senin elinde sened yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakîkî ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal günün bir saatini, ihtiyât akçesi gibi, hakîkî istikbâl için teşkîl olunan bir sandukça-i uhrevî olan bir mescide veya bir seccadeye at. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümâtlı ve perişan bir halde gider. Senin aleyhinde âlem-i misâlde şehâdet eder. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki: “Âl-i Beyt’i, âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nûrâniye hükmüne geçecek ve âlem-i İslâm’ın bütün tabakātında kemâlât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazîfesini görecek zâtlar, ekseriyet-i mutlaka ile Âl-i Beyt’ten çıkacak.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet Velcemâat! Ve ey Âl-i Beyt’in muhabbetini meslek ittihâz eden Alevîler! Çabuk bu ma‘nâsız ve hakîkatsiz ve haksız ve zararlı olan nizâı aranızdan kaldırınız. Yoksa, şimdiki kuvvetli bir sûrette hükmeden zındıka cereyânı, birinizi diğeriniz aleyhinde âlet edip, ezmesinde isti‘mâl edecek. Birinizi mağlûb ettikten sonra, âlet olanınızı da kıracak. Sizler ehl-i tevhîd olduğunuzdan uhuvveti ve ittihâdı emreden yüzer esaslı râbıta-i kudsiye mâbeyninizde varken, iftirâkı iktizâ eden cüz’î mes’eleleri bırakmak gerektir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ي عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ي فَلَهُٓ اَجْرُ مِائَةِ شَه۪يدٍ Yani “Fesâd-I ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük ederse, yüz şehîdin ecrini ve sevabını kazanabilir.” 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Evet sünnet-i seniyeye ittibâ‘etmek, mutlakā gāyet kıymetdardır. Hususan bid‘aların istîlâsı zamanında sünnet-i seniyeye ittibâ‘etmek, daha ziyâde kıymetdardır. Bilhassa fesâd-ı ümmet zamanında sünnet-i seniyenin küçük bir âdâbına mürâât etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir îmânı ihsâs ediyor.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Muhabbetullâh, sünnet-i seniyenin ittibâını istilzâm edip, intâc eder. Ne mutlu o kimseye ki; sünnet-i seniyeye ittibâından hissesi ziyâde ola! Veyl o kimseye ki; sünnet-i seniyeyi takdîr etmeyip, bid‘alara girmiş ola!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbûl bir zâtın sarayca me’nûs sadâsıyla çalar, tâ ona açılsın. Öyle de bîçâre ben dahi, senin dergâh-ı rahmetini, mahbûb abdin olan Üveyse’l-Karanî’nin sadâsıyla ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarf ediyorsun!

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ümmetine karşı kemâl-i şefkat ve merhametini ifade ediyor. Evet, rivâyet-i sahîhada vardır ki: Mahşerin dehşetinden herkes, hatta enbiyâlar dahi nefsi nefsi dedikleri zaman, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ümmeti ümmeti diye re’fet ve şefkatini göstereceği gibi, yeni dünyaya geldiği zaman ehl-i keşfin tasdîkiyle, vâlidesi onun münâcâtında ümmeti ümmeti dediğini işitmiş. 

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Dua

Münacat-ı Veysel Karani

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eğer namazı kılsan, o namazın ile o âlemin Sâni‘-i Zülcelâl’ine müteveccih olsan, birden sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdetâ namazın bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin onun düğmesine dokunması gibi, o âlemin zulümâtını dağıtır.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin. Bizde kudret yoktur. Rabbimiz! Kadir-i ezeli olan, celal sahibi olan sensin.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey maraz-ı vesvese ile mübtelâ! Biliyor musun, vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür, küçük görsen küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder. Havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mâhiyetini bilmezsen, devam eder, yerleşir. Mâhiyetini bilsen, onu tanısan, gider.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Zîrâ şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu da‘vet eder, ilim onu tard eder. Tanımazsan gelir, tanısan gider.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Cenâb-ı Hakk’a îmân eden, elbette ona itâat edecek. Ve itâat yolları içinde en makbûlü ve en müstakîmi ve en kısası, bilâ-şübhe Habîbullâh’ın gösterdiği ve ta‘kîb ettiği yoldur.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ni‘met içinde in‘âm görünürRahmân’ın iltifâtı hissedilir. Ni‘metten in‘âma geçsen, Mün‘im’i bulursun. Hem her eser-i Samedânî bir mektub gibi, bir Sâni‘-i Zülcelâl’in esmâsını bildirir. Nakıştan ma‘nâya geçsen, esmâ yoluyla müsemmâyı bulursun.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

De ki: “Şübhesiz benim namazım da ibâdetlerim de hayâtım ve ölümüm de âlemlerin Rabbi olan Allah içindir!”

(Sûre-i En’âm, 162)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şübhesiz ki Rabbim, Karîb (kullarına pek yakın)dır, Mücîb (duâlarına mutlaka cevab veren)dir.

(Sûre-i Hûd, 61)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şübhesiz ki Rabbim, elbette (her) duâyı hakkıyla işitendir.

Sûre-i İbrâhîm, 39

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey îmân edenler! Eğer (siz) Allah’a (dînine) yardım ederseniz, (O da) size yardım eder ve ayaklarınızı sâbit kılar.

Sûre-i Muhammed (asm), 7

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Allah hesabına kâinâta bakan adam her ne müşâhede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbâb hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 296)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rabbim, ne yaparsanız en iyi bilendir.

(Sûre-i Şuarâ 188)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İyi olan sen değilsin. Takîb ettiğin yol iyidir, güzeldir, parlaktır.

(Barla Lâhikası, s, 137)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azâbından muhâfaza eyle!” (Sûre-i Bakara, 201)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bir hakîkat var. Hiçbir şeye fedâ edilmez.

(Şuâ'lar-2, s, 262)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu âlemde mü’minin mü’mine karşı en büyük yardımı duâ iledir.

(Barla Lâhikası, s, 532)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.

(Sözler, s, 121)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bâkî yoluna sarf olunan her şey, bir nevi‘ bekāya mazhar olur.

(Lem'alar, s, 21)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Üzülme, şübhesiz ki Allah bizimle berâberdir!”

(Sûre-i Tevbe, 40)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rızık, taahhüd-ü Rabbânî altındadır.

(Lem'alar, s, 267)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hakîkî mahbûb, hakîkî matlûb, hakîkî maksûd, hakîkî ma‘bûd yalnız odur.

(Sözler, s, 128)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sabrın mükâfâtı zaferdir.

(Sözler, s, 600)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Cân bula cânânını, Bayram o bayram ola..

Alvarlı Efe

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Muhakkak ki, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Rahîm (çok merhamet eden) elbette ancak Rabbindir.

(Sûre-i Şuarâ, 9)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Aşure günümüz Mübarek olsun

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Tahrîb kolaydır. Bir kibrit, bir köyü yakar.

(Şua’lar-1, s, 141)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarf ediyorsun?

(Sözler, s, 158)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şübhesiz ki Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

(Sûre-i Bakara, 20)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Risâle-i Nûr’a hizmet eden birisine dense: ‘Risâle-i Nûr yerine şu kitapları kopya et de, Ford’un servetini sana vereyim.’

O, Risâle-i Nûr satırlarından kaleminin ucunu bile kaldırmadan şu cevabı verir:

"Dünya servet ve saltanatının hepsini de verseniz kabul etmem."

(Şuâ'lar-2, s, 482)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dünya öyle bir metâ değil ki bir nizâa değsin.

(Mektûbat-1, s, 191)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Allah’ın lâ’neti zâlimlerin üzerine olsun!

( Sûre-i A’râf, 44)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Mazlumun âhı arşa kadar gider.

(Şua'lar-2, s, 129)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahrâya gidip bir seyerân ederiz.

(Zülfikār, s, 23)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Haşir haktır ve muhakkaktır.

(Asâ-yı Mûsâ, s, 51)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Eğer sen fânî vücûdunu, o vücûdu sana veren Hâlik’ın yolunda fedâ etsen, bal arısı gibi olursun, hadsiz bir nûr-u vücûd bulursun.

(Sözler, s, 122)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rızâ-yı İlâhî kâfîdir. Eğer o yâr ise, her şey yârdır. Eğer o yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş paraya değmez.

(Barla Lâhikası, s, 109)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Elde Kur’ân gibi bir mucize-i bâkî var iken, Başka burhân aramak aklıma zâid görünür.

(Zülfikār, s, 142)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hâcâta göre geliyor. Demek gönderiliyor.

(Zülfikār, s, 246)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sultân-ı Kâinât, birdir.

(Asâ-yı Mûsâ, s, 336)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Yâ Rab! Bizi affet!

(Sûre-i A’râf, 161)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Risâle-i Nûr ile kırâaten ve kitabeten iştigal, sıkıntıyı çok hafifleştirir, ferah verir.

(Şua'lar-2, s, 259)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Haydi nefsim, artık durmak dinlenmek zamanı değildir.

(Emirdağ Lâhikası-3, s, 105)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sohbette insibâğ ve in'ikâs vardır.

(Tılsımlar, s, 161)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bir saat tefekkür, bir sene ibâdet-i nâfile hükmünde…

Kastamonu Lâhikası, s, 14

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kur’ân’ı dinle ve hükmüne mutî‘ ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et.

Sözler, s, 37

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Me’yûs olma!

Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, s, 53

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Her bir şehri yüz def‘a mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyâde bizden bir istediği var.

Asâ-yı Mûsâ, s, 9

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sen ey riyâkâr nefsim! “Dine hizmet ettim” diye gururlanma!

(Tılsımlar, s, 157)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Baştan başa her şeyiyle gönüllerin sevgilisi olan Hazret-i Muhammed’e, ezel sabahından tâ haşir meydanı kuruluncaya kadar salât ü selâm olsun.

(Delâilü’n- Nûr, s, 136)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Habîb'in diyârından gelen her şey mahbûbdur.

(Barla Lâhikası, s, 222)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kadir gecemiz mübarek olsun

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rahmân, Rahîm olan Allah’ın ismiyle.


1- Şüphe yok ki biz onu (o Kur’ân’ı), Kadir Gecesinde indirdik.


2- Kadir Gecesinin ne olduğunu (onun kıymetini) sana ne bildirdi? 


3- Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.


4- Melekler ve Ruh (Cebrâîl), onda (o gecede) Rablerinin izniyle her bir iş için peyderpey iner(ler). 


5- O (gece), fecrin doğuşuna (gün ağarana) kadar selâmettir.

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu mübârek şehr-i Ramazan, Leyle-i Kadr’i ihâta ettiği için, kendisi de ömür içinde bir Leyle-i Kadir’dir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâkîdir.

(Barla Lâhikası, s, 103)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf, bu fânî dünyada, fânî ömür içinde ve kısa bir hayatta, bâkî bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır.

(Mektubât-2, s, 26)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Yârân istersen Kur’ân yeter.”

(Mektûbat-1, s, 214)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, insanlara doğru yolu göstermek ve hidâyet ile furkandan (hak ile bâtılı ayıran hükümlerden) apaçık deliller olmak üzere, Kur’ân onda indirilmiştir.

(Sûre-i Bakara, 185)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’deki oruc, hakîkî ve hâlis, azametli ve umûmî bir şükrün anahtarıdır.

(Mektûbat-2, s, 20)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Padişahtan tâ en fukarâya kadar herkes, Ramazân-ı Şerîf’de o ni‘metlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü manevîye mazhar olur.

(Mektûbat-2, s, 20)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir.

(Mektûbat-2, s, 26)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’de sevâb-ı amâl, bire bindir.

(Mektûbat-2, s, 25)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün ilacı oruçdur.

(Mektûbat-2, s, 28)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecizze

İftâr vaktinde o kuru ekmek, bir mü’minin nazarında çok kıymetdar bir ni‘met-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası şehâdet eder.

(Mektûbat-2, s, 20)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’deki oruc, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cebhesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir.

(Mektûbat-2, s, 29)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ramazân-ı Şerîf’de en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, memlûktür. Hür değil, abddir.

(Mektûbat-2, s, 22)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Risâle-i Nûr, hakîkat-i Kur’ân ve mirâc-ı îmândır.

(Emirdağ Lâhikası-3, s, 41)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Biz ancak Allah’ı ve rızâsını istiyoruz.

(Şua'lar-1, s, 446)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Her kim olursan ol, bak, gör. Yalnız gözünü aç, hakîkati müşâhede et. Saadet-i ebediyenin anahtarı olan îmânını kurtar.”

(Kastamonu Lâhikası, s, 16)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ah Üstâdım, ne vardı, insanlar ya göründüğü gibi olsa, yahud olduğu gibi görünseler idi!

(Barla Lâhikası, s, 333)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rabbim! Sana duâ etmek ile hiçbir zaman mahrûm olmadım.

(Sûre-i Meryem, 4)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ecel mukadderdir, tagayyür etmez.

(Lem'alar, s, 387)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu yirmi senede kırk bayramımı münzevî, yalnız geçirdim.

(Emirdağ Lâhikası-1, s, 155)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Cenâb-ı Hakk sizi muvaffak etsin, fütûr vermesin, şevkinizi artırsın.

(Barla Lâhikası, s, 114)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş.

(Sözler, s, 120)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Nûrlar’ın esası ve hedefi, îmân-ı tahkîkî ve hakîkat-i Kur’âniyedir.

(Şua'lar-2, s, 370)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Samîmiyetin dahi kerâmeti vardır.

(Barla Lâhikası, s, 8)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey nefis!

Seni tutup düşmekten muhâfaza eden Zât-ı Kayyûm’a dayan.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 175)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Yemîn olsun (Allah yolunda) harıl harıl koşanlara!

(Sûre-i Âdiyât, 1)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

San'atlı bir eser, san'atkârı îcâb eder.

(Mektûbat-2, s, 369)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bazen bir tek kelime sebeb-i necât ve medâr-ı rızâ olur.

(Lem’alar, s, 159)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Elli senelik bir ma‘nevî ibâdet ömrünü ehl-i îmâna kazandırabilen Leyle-i Berâet’inizi ruh u canımızla tebrîk ederiz.

(Şua'lar-2, s, 565)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Cenâb-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın câzibedâr fitnesinden kurtarsın. Ve muhâfaza eylesin. Âmîn!

(Gençlik Rehberi, s, 21)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Veicze

Nimet şükrü görmezse, gider.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 96)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Her derdini bilir; ve bilerek inâyetiyle imdâdına yetişir bir Alîm ve Rahîm var.

(Şuâ'lar-2, s, 608)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Okuyun, okuyun. Okudukça risâleler feyiz-âver nûrlar saçıyorlar.

(Barla Lâhikası, s, 237)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şu zamanın yaralarına devâdır.

(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, s, 227)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hudûdsuz şükürler, nihâyetsiz medh ü senâlar olsun ol Zât-ı Zü’l-Celâl’e ki, bizleri cehl-i mutlak derelerinden isyân ve küfrân bataklıklarından lütuf ve keremiyle çıkarıp, gözleri kamaştıran en parlak bir nûra talebe etmiştir.

(Emirdağ Lâhikası-1, s, 146)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

O'na elini atan ve yapışan, necât bulur.

(Asâ-yı Mûsâ, s, 79)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Lütf u kahrı şey-i vâhid bilmeyen çekti azâb * Ol azâbdan kurtulup sultân olan anlar bizi.

Niyâzî-i Mısrî (Emirdağ Lâhikası-1, s, 198)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Duânın te’sîri azîmdir. Hususan duâ külliyet kesb ederek devam etse, netice vermesi gālibdir. Belki dâimîdir.

(Mektubât-1, s, 129)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ayıl artık gaflet sarhoşluğundan,

durma uyan

Yarın mes’ûd olacaktır, yoklukta

Hakk’ı bulan.

(Emirdağ Lâhikası-3, s, 46)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

El-Emân el-Emân! Yâ Hannân! Yâ Rahmân! Beni günahların ağır yüklerinden halâs eyle!

(Mesnevî-i Nûriye, s, 161)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kâğıt bitti, manâ da bitti.

(Şua’lar-2, s, 403)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sizin Mi‘râc'ınızı tebrîk ve Mi‘râc Sâhibi’nin (asm) sünnet-i seniyesine sizi ve bizi tam muvaffak eylemesine rahmet-i İlâhiyeden niyâz ediyoruz.

(Kastamonu Lâhikası, s, 518)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Odur herkese nokta-i istinâd, odur her zaîfe cihet-i istimdâd.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 89)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Her bir masnû öyle bir mektûb-u Rabbanîdir ki, umum zîşuûr onu mütâlaa eder.

(Tılsımlar, s, 68)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Seherdir, ehl-i zenbin tevbegâhı.

Uyan, ey kalbim vakt-i fecirde, 

(Sözler, s, 92)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Bir göz hatırı için çok gözler sevilir”

(Mektûbat-1, s, 110)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Senden ayrılan ve sana âit olmayan şeylerle ma’nâsız uğraşma.

(Sözler, s, 64)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Gözü veren zât, hem gözü görür, hem ince bir ma'nâ olan gözün gördüğünü de görür.

(Şua'lar-1, s, 6)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Giden gelmez, gelen gider.

(Zülfikār, s, 10)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

San’atında akılların hayrette kaldığı zât, (her türlü naks ve kusurdan) münezzehtir.

Arabî ibâre (Mektûbat-1, s, 11)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bir nûr ki bahr-i hakîkat ve mahz-ı hidâyettir o...

(Lem'alar, s, 320)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Niyet bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır.

Öyle ise, necât ve halâs ancak ihlâs iledir.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 64)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ezelden ebede kadar her bir kimse tarafından yapılan hamd, Ona mahsûstur.

(Arabî ibâre) Mektûbat-1, s, 86

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kaderden sana atılan bir musibet taşına ma'rûz kaldığın zaman (Muhakkak ki biz, Allah'a âidiz ve muhakkak ki biz, ancak O'na dönücüleriz!) de.

Ve Merci’-i Hakîkî'ye dön.

Îmâna gel.

Mükedder olma.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 114)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Size böyle ni'met eden bir zât, sizi başıboş bırakmaz ki,

kabre girip kalkmamak üzere yatasınız.”

(Zülfikār, s, 75)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

İhlâs ile kim ne isterse Allah verir.

(Lem'alar, s, 157)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Misafir, yolunu düşünmeli.

(Lem'alar, s, 247)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dikkat et. Herbirisinde o gizli zâttan haber veren işler var.

(Asâ-yı Mûsâ, s, 209)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rızâ-yı İlâhî ve iltifât-ı Rahmânî ve kabûl-ü Rabbânî öyle bir makamdır ki, insanların teveccühü ve istihsânı, ona nisbeten bir zerre hükmündedir.

(Mektûbat-2, s, 297)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Rûy-u zemîn bir sofra-i Rahmândır, insanın şerefine kurulmuştur.

(Zülfikār, s, 165)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Seksen küsûr sene bir ömr-ü ma‘nevîyi sizlere kazandıracak olan şuhûr-u selâse-i mübârekeyi

ve bilhassa

bu geceki Leyle-i Regāib’i tebrîk ediyoruz.

(Kastamonu Lâhikası, s, 300)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir.

(Lem'alar, s, 143)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Âhiretten (vazgeçip) dünya hayâtına mı râzı oldunuz? 

(Tevbe, 38)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Lisân-ı hâl, bazen lisân-ı kālden daha kuvvetli konuşuyor.

(Şua'lar-2, s, 374)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok.

(Mektûbat -1, s, 237)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Çöl arâzîsi, düşmanlarla beraber bir fincan kadar dardır. İğne deliği, dostlarla beraber bir meydan kadar geniştir.

(Arabî ibâre) Lem’alar, s, 13

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Yazdığınız zaman sizin yazılarınız elmas gibi kıymetli olur.

(Lem'alar s, 319)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Gel ey bedbaht nefsim! Fânî vücudunu Yaradanına fedâ et, çünkü şu vücut zâten emânettir.

Fârisi İbâre (Mesnevî-i Nûriye, s, 90)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Risâle-i Nûr'un hedefi, doğrudan doğruya âhirettir.

Dünya ile alışverişi yoktur.

(Şua'lar-2, s, 436)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Manevî cihadda küçük mes’ele zannettiğiniz, çok büyük olabilir.

(Lem’alar, s, 163)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Derd benimdir, devâ Kur’ân’ındır.

(Barla Lâhikası, s, 13)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve latîfe-i Rabbâniyemin hevâ-yı nesîmîni cezb ve celb eden namaz

(Sözler, s, 93)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

San’atında akılların hayrette kaldığı zât, (her türlü naks ve kusurdan) münezzehtir.

Arabî ibâre (Mektûbat-1, s, 11)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Evet, Risâle-i Nûr'un şahs-ı ma'nevîsinden gelen şifâ duâsı, öyle yüz bin doktora mukabil gelir diye, biz de tasdîk ettik.

(Sikke-i Tasdîk-i Gaybî, s, 170)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Verilen hüsün, verenin hüsnüne delildir.

(İşârâtü'l-İ'câz, s, 141)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ömür bir sermayedir, gidiyor.

(Lem'alar, s, 211)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Dünyayı ve ondaki mahlûkâtı ma'nâ-yı harfiyle sev. Ma'nâ-yı ismiyle sevme.

“Ne kadar güzel yapılmış” de,

“Ne kadar güzeldir” deme.

Ve kalbin bâtınına başka muhabbetlerin girmesine meydan verme.

(Sözler, s, 309)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Allah’a tevekkül edene Allah kâfîdir.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 124)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hayat ne kadar kısa, emel ne kadar uzundur!

(Mesnevî-i Nûriye, s, 190)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bir şeyde zahmet ve meşakkat, alâmet-i makbûliyettir.

(Kastamonu Lâhikası, s, 328)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“Büyük görünme, küçülürsün”

(Sözler, s, 349)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Bu Nûr risâle-i şerîfeleri bir gülistân-ı cinândır.

(Barla Lâhikası, s, 95)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kalbime teselli nûrlarını serpen Hâlık-ı A’zam’a binlerce şükür.

(Barla Lâhikası, s, 58)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Hayat zannettiğin hâlet, yalnız bulunduğun dakikadır.

(Tılsımlar, s, 92)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Akıl yürüyüş yaparken, bazen kalbimle arkadaş olur.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 230)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Şükür, ni‘meti ziyâdeleştiriyor.

(Lem'alar, s, 7)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kedinin mırmırlarını dinlesen, “Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm” diye Mün‘im-i Hakîkî’yi zikrettiğini sen de anlarsın.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 65)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Zâhiren çirkin perdeler altında, gayet güzel netîceler var.

(Emirdağ Lâhikası-1, s, 254)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

“En büyük dersimiz, acz ve fakr ve şefkat ve tefekkürdür.

(Emirdağ Lâhikası-4, s, 227)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey gençliğinde gülmüş, şimdi güldüğüne ağlayan nefsim!

(Sözler, s, 16)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ârife işaret yeter.

(Zülfikār, s, 113)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ruhum nâ-hoş, kalb bî-hûş, kafa bomboş.

(Barla Lâhikası, s, 226)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Misafir olan kimse, beraberce götüremeyeceği bir şeye kalbini bağlamaz.

(Mesnevî-i Nûriye, s, 113)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Meselâ kar'ı, pek bâridâne ve tatsızca telakkî ederler.

Halbuki o bârid, tatsız perdesi altında, o kadar harâretli gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, ta'rîf edilmez.

(Sözler, s, 90)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Kedinin rızıklarıdır ki, bereket sûretinde gelir. Ben de ondan istifâde ederim.

Evet, hazîn mırmırlarını dikkatle dinlesen, “Yâ Rahîm! Yâ Rahîm!” çektiklerini anlarsın.(Mektûbat-1, s, 58)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Baş ile yapılan secde, Allah için olursa ibâdettir. Gayrısı için olursa dalâlettir. (Mesnevî-i Nûriye, s, 188)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör.

Bir hisse de ona ver. 

(Mektûbat-1,s, 112)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Ey gençliğinde gülmüş, şimdi güldüğüne ağlayan nefsim!

(Sözler, s, 16)

Hazır Çevrilmiş Osmanlıca Görselli Metin

Vecize

Çalışınız, çalışınız, çalışınız! Ve kat‘iyen inanınız ki, nûrun şefâatı, nûrun duâsı, nûrun himmeti sizi kurtaracaktır. (Emirdağ Lâhikası-1, s, 260)